İçeriğe geç
Sivas İrade

Gündelik hayata farklı pencereler açan içerikler

Test ve Quiz 4 dk okuma

Gerçekten Dinliyor musunuz? On Soruluk Dinleme Testi

Çoğumuz dinlediğimizi sanırken aslında sıramızı bekleriz. Bu kısa test, dinleme becerinizin hangi noktada olduğunu gösteriyor.

Yazar: Berkay Sönmez Güncellendi:

Dinlemek, konuşmanın sessiz molası değildir. Çoğumuz dinlediğimizi sanırken aslında sıramızı bekleriz; karşımızdaki cümlesini bitirmeden kendi cevabımızı kurmaya başlarız. Bu, kötü niyetten değil, zihnin hızından kaynaklanır. Konuşma hızı ile düşünme hızı arasındaki fark, dinleyicinin zihnine boş alan bırakır ve o alan çoğu zaman kendi düşüncelerimizle dolar. İyi dinleyici olmak, bu boş alanı karşıdakini anlamak için kullanabilmektir.

Aşağıdaki test, dinleme becerinizi ölçmek için tasarlanmış on soruluk kısa bir öz değerlendirmedir. Doğru cevap aramayın; son bir ayda gerçekten nasıl davrandığınızı düşünerek yanıtlayın. Her soru için kendinize üç seçenekten birini verin: nadiren için 1 puan, bazen için 2 puan, sıklıkla için 3 puan.

On soruluk dinleme testi

1. Karşınızdaki konuşurken, o cümlesini bitirmeden sizin cevabınız hazır olur mu? (Bu soruda ters puanlama uygulayın: sıklıkla 1, bazen 2, nadiren 3 puan.)

2. Bir sohbetin ardından, karşınızdakinin söylediği somut bir ayrıntıyı ertesi gün hatırlar mısınız?

3. Anlamadığınız bir noktada, konuşma bittikten sonra değil tam o anda soru sorar mısınız?

4. Karşınızdaki bir sorun anlattığında, çözüm önermeden önce sorunu tam olarak kavradığınızdan emin olur musunuz?

5. Sohbet sırasında telefonunuza bakma isteğini fark edip erteleyebiliyor musunuz? (Ters puanlama gerekmez; erteleyebiliyorsanız yüksek puan.)

6. Karşınızdakinin söylediğini kendi cümlelerinizle özetleyip doğru anlayıp anlamadığınızı kontrol eder misiniz?

7. Katılmadığınız bir görüşü, itiraz etmeden önce sonuna kadar dinleyebiliyor musunuz?

8. Sessizlik oluştuğunda, boşluğu hemen doldurmak yerine karşınızdakine devam etmesi için alan bırakır mısınız?

9. Bir konuşmanın sonunda, karşınızdakinin ne hissettiğini de tarif edebiliyor musunuz, yalnızca ne söylediğini değil?

10. Uzun bir anlatıyı dinlerken dikkatinizin dağıldığını fark ettiğinizde, geri dönüp toparlayabiliyor musunuz?

Puanınız ne anlatıyor

10-16 puan: Dinleme sizin için henüz aktif bir eylem değil. Muhtemelen sohbetlerde kendinizi ifade etmekte başarılısınız, ama karşınızdakinin anlattığı ayrıntılar zihninizde tutunmuyor. Bu grup için en hızlı ilerleme, tek bir alışkanlıkla gelir: karşınızdaki sustuktan sonra iki saniye beklemek. Bu kısa duraklama, hem cevabınızı düşünmenize hem de karşınızdakine eklemek istediği bir şey varsa fırsat vermenize yarar.

17-23 puan: Dinleme becerileriniz dengeli, ama tutarsız. İlgi duyduğunuz konularda çok iyi dinliyor, ilgi duymadığınız ya da katılmadığınız konularda ise hızla kopuyorsunuz. Bu gruptaki kişiler için en faydalı egzersiz, katılmadığınız bir görüşü dinledikten sonra o görüşü karşı tarafın kabul edeceği şekilde özetlemeye çalışmaktır. Bu, ikna etmeye çalışmadan anlamayı öğretir.

24-30 puan: Dinlemeyi bilinçli bir beceri olarak kullanıyorsunuz. Çevrenizdeki insanlar muhtemelen size anlatmayı kolay buluyor. Bu gruptaki asıl risk, tükenmedir: iyi dinleyiciler zamanla herkesin sığındığı kişi hâline gelir ve kendi anlatma ihtiyaçları geri planda kalır. Sizin için gelişim alanı, dinlemenin yanına kendi payınızı da koyabilmektir.

Testten sonrası

Dinleme, karakter özelliği değil alışkanlıklar bütünüdür. Puanınız düşük çıktıysa bu, ilgisiz biri olduğunuz anlamına gelmez; yalnızca dikkatinizi yönlendirme biçiminizin başka bir düzene alışmış olduğunu gösterir. Bu düzen değişebilir ve değişimi fark etmek için haftalar değil, birkaç sohbet yeterlidir.

En basit başlangıç, günde tek bir konuşmada bilinçli dinlemeyi denemektir. Sadece bir sohbette telefonu uzağa koymak, cevabınızı hazırlamayı bırakmak ve karşınızdakine kısa bir özet sorusu sormak. Bu üç adım, uzun eğitimlerden daha hızlı sonuç verir.

Dinlemeyi zorlaştıran üç yaygın durum

Birincisi yorgunluktur. Dikkat, sınırlı bir kaynaktır ve gün sonunda tükenir. Akşam yapılan önemli konuşmaların yarım kalmasının nedeni çoğu zaman ilgisizlik değil, kapasitenin bitmiş olmasıdır. Bu durumda konuşmayı ertelemek, kötü dinlemekten daha saygılı bir davranıştır.

İkincisi, çözüm getirme refleksidir. Birçok kişi, karşısındakinin anlattığı sorunu duyar duymaz çözüm üretmeye başlar. Oysa anlatan kişi çoğu zaman çözüm değil, anlaşılmak ister. Bir cümlelik basit bir soru bu ayrımı netleştirir: "Fikrimi mi söyleyeyim, yoksa sadece dinlememi mi istersin?"

Üçüncüsü, tanıdıklık yanılgısıdır. Uzun süredir tanıdığınız birini dinlerken, ne söyleyeceğini bildiğinizi varsayarsınız. Bu varsayım dinlemeyi durdurur ve genellikle en çok yanıldığınız yer burasıdır. Yakın ilişkilerde dinleme becerisinin zamanla düşmesinin ana nedeni de budur.

Sonuç olarak dinleme, çaba isteyen ama karşılığı hızlı gelen bir beceridir. İyi dinlendiğini hisseden insan, karşısındakine farklı davranır. Bu değişimi görmek için haftalarca beklemenize gerek yok; genellikle aynı sohbetin içinde fark edilir.