Psikoloji 4 dk okuma
Düşünmemeye Çalıştığınız Şey Neden Aklınızdan Çıkmıyor?
Bir düşünceyi bastırma çabası çoğu zaman onu güçlendirir. Zihindeki denetim mekanizmasını ve geri tepmeyi azaltan yaklaşımları ele alıyoruz.
Yazar: Berkay Sönmez
Bir düşünceyi aklınızdan çıkarmaya karar verdiğiniz anı hatırlayın. Genellikle olan şey şudur: o düşünce çıkmak bir yana, öncekinden daha sık geri gelir. Uykuya dalmaya çalışırken düşünmemeye karar verdiğiniz konu tam da o gece en berrak haliyle karşınızda durur.
Bu deneyim kişisel bir zayıflık değil, zihnin çalışma biçiminin doğrudan sonucudur. Bir şeyi bastırmaya çalışmak, zihinde onu izleyen bir mekanizma kurar; ve o mekanizma, bastırmaya çalıştığınız şeyi sürekli gündemde tutar. Psikolojide bu duruma ironik geri tepme adı verilir.
Bastırmanın İki Ayrı İşi
Bir düşünceyi zihinden uzak tutmak tek bir iş değil, birbirine bağlı iki işin toplamıdır. Birincisi dikkati başka bir yere yönlendirmektir; zihin bilinçli çaba harcayarak alternatif bir konuya tutunur.
İkincisi ise arka planda çalışan bir denetimdir: yasaklanan düşüncenin geri gelip gelmediğini kontrol eden sessiz bir tarama. Sorun tam olarak burada başlar, çünkü bu tarama yasaklı içeriği aramak zorundadır ve aramak için onu zihinde canlı tutmak gerekir.
Neden Tam da Kaçtığımız Şey Geliyor?
Denetim mekanizması bir şeyi bulduğunda alarm verir ve dikkat yeniden yönlendirilir. Ancak bulmak için sürekli o içeriği örneklemesi gerekir. Yani zihin, kaçınmaya çalıştığı şeyi düzenli aralıklarla kendine hatırlatır.
Bu iki süreç normal koşullarda dengede kalır; dikkat yönlendirme baskın çıkar ve düşünce gerçekten geri plana düşer. Denge bozulduğunda ise denetim öne geçer ve kaçınılan içerik defalarca bilince taşınır.
Bu mekanizmanın sinsi tarafı, kendini haklı çıkarmasıdır. Düşünce her geri geldiğinde kişi bastırma çabasını artırır, artan çaba denetimi güçlendirir ve içerik daha sık belirir. Zihin böylece kendi kurduğu döngünün içinde döner; harcanan enerji arttıkça sonuç kötüleşir.
Yorgunluk ve Baskı Neden Kötüleştirir?
Dikkati başka yöne çevirmek zihinsel kaynak ister; denetim ise çok daha az maliyetlidir ve neredeyse kendiliğinden çalışır. Kaynaklar azaldığında pahalı olan iş aksar, ucuz olan iş devam eder.
Bu yüzden uykusuzluk, yoğun zihinsel yük, zaman baskısı ve stres bastırma girişimlerini ters çevirir. Gün içinde kontrol altında tutulan bir düşüncenin gece yatakta boy göstermesinin nedeni budur; gündüz harcanan kaynak akşam tükenmiştir.
Aynı nedenle, dikkat dağıtacak dış uyaranların azaldığı ortamlar geri tepmeyi belirginleştirir. Sessiz bir oda, uzun bir yolculuk ya da tekrar eden mekanik bir iş sırasında bastırılan düşünceler daha kolay yüzeye çıkar. Zihin tutunacak alternatif bulamadığında denetim tek başına kalır.
Uykuya Dalma Çabasının Kendisi Sorun
Uyumaya çalışmak, ironik sürecin en görünür örneklerinden biridir. Uyanık kalma düşüncesini bastırmaya çalışan zihin, uyanıklık belirtilerini tarayan bir denetim başlatır ve her tarama kişiyi biraz daha uyandırır.
Bu döngüde uyku bir hedefe dönüşür; hedefe ulaşılıp ulaşılmadığı sürekli kontrol edilir ve kontrolün kendisi hedefi uzaklaştırır. Uykuya dalmanın çabayla değil, çabanın bırakılmasıyla gerçekleşmesinin açıklaması burada yatar.
Alışkanlıklarda Aynı Tuzak
Bir alışkanlığı bırakmaya çalışırken kurulan cümleler genellikle olumsuzdur: bunu düşünmeyeceğim, buna bakmayacağım, bunu yapmayacağım. Her cümle, kaçınılan şeyi zihnin merkezine yerleştirir.
Aynı hedef olumlu bir eylemle tanımlandığında tablo değişir. Belirli bir şeyi yapmamak yerine, onun yerine geçecek somut bir eylem belirlemek zihne izlenecek bir yön verir. Böylece denetim mekanizmasına iş kalmaz.
İşe Yarayan Yaklaşımlar
Bastırmanın yerine konabilecek en pratik yöntem, düşünceyi bastırmadan kabul etmektir. Düşünce geldiğinde onunla mücadele etmemek, varlığını fark edip geçmesine izin vermek denetim mekanizmasını devreden çıkarır.
İkinci yöntem, düşünceye planlı bir yer açmaktır. Kaygı verici konuyu gün içinde belirli bir zaman diliminde ele almaya karar vermek, zihnin onu sürekli gündeme getirme ihtiyacını azaltır. Yazıya dökmek de aynı işi görür; içerik dışarı alındığında zihin onu taşımayı bırakır.
Üçüncü yöntem dikkati bilinçli ve somut bir uğraşa vermektir. Buradaki incelik, uğraşın yeterince zorlayıcı olmasıdır. Zihni tam olarak meşgul etmeyen bir etkinlik, arka planda denetim mekanizmasının çalışmaya devam etmesine alan bırakır. Bedensel bir iş, elle yapılan bir uğraş ya da dikkat isteyen bir öğrenme etkinliği bu açıdan pasif izlemeden daha etkilidir.
Ne Zaman Bastırmak Yararlı?
Her bastırma girişimi başarısız olmaz. Kısa süreli ve düşük yoğunluklu durumlarda, dikkatin başka bir işe çekilmesi gerçekten işe yarar. Zihinsel kaynak yerindeyse ve düşünce güçlü bir duyguya bağlı değilse dikkat dağıtma etkilidir.
Geri tepme asıl olarak yoğun duygu taşıyan, tekrar eden ve kişinin kendisi hakkında olan düşüncelerde belirginleşir. Bu tür içerikte bastırmak yerine üzerine düşünmek, konuşmak ya da yazmak daha az yorucu bir yol sunar.
Uygulamada Ne Değiştirmeli?
İlk adım, kendine kurulan cümleyi gözden geçirmektir. "Bunu düşünmeyeceğim" yerine "şimdi şununla ilgileneceğim" demek, zihne yasak bir hedef değil izlenecek bir yön verir. Fark küçük görünür ama denetim mekanizmasını çalıştırıp çalıştırmaması bakımından belirleyicidir.
İkinci adım, düşüncenin geri gelmesini başarısızlık saymamaktır. Geri gelmesi beklenen bir durumdur ve ona verilen tepki, sürecin ne kadar uzayacağını belirler. Tepki gösterilmediğinde düşünce kendiliğinden zayıflar; her seferinde savaşıldığında ise güçlenerek geri döner.
Zihin, kendisine yasak konan şeyi unutmayı beceremez; çünkü unutup unutmadığını kontrol etmek zorundadır. Bu yüzden bir düşünceden kurtulmanın yolu onu kovalamak değil, ona karşı gösterilen direnci azaltmaktan geçer.