İçeriğe geç
Sivas İrade

Gündelik hayata farklı pencereler açan içerikler

İlişkiler 4 dk okuma

İlişkide Ortak ve Ayrı Arkadaş Çevresi Dengesi

Çiftlerin sosyal çevresi nasıl dengelenir? Ayrı arkadaşlıkların değeri, ortak çevrenin getirileri ve sürtüşmenin çıktığı noktalar.

Yazar: Berkay Sönmez

İki kişi bir araya geldiğinde yanlarında yalnızca kendilerini değil, yıllar içinde kurdukları arkadaşlıkları da getirir. İlişkinin ilk dönemlerinde bu çevreler genellikle ayrı akar; zamanla bazıları birleşir, bazıları uzaklaşır, bazıları da hiç temas etmeden yan yana durur. Ortak arkadaşlık, bir ilişkiyi güçlendirebileceği gibi, dengesi kurulamadığında yorucu da olabilir. Bu yazıda çiftlerin ortak ve ayrı sosyal çevrelerini nasıl dengeleyebileceğine, hangi noktalarda sürtüşme çıktığına ve bunun nasıl konuşulabileceğine bakıyoruz.

Ayrı Arkadaşlıklar Neden Değerlidir?

Bir ilişkinin sağlıklı işlemesi için iki kişinin de kendine ait bir alanı olması gerekir. Eski arkadaşlıklar bu alanın en somut halidir; kişinin ilişkiden önceki hikâyesini, mizahını ve alışkanlıklarını taşırlar. Bu bağlar korunduğunda ilişki, tüm sosyal ihtiyacın tek bir kişiden karşılanması baskısından kurtulur. Herkesin her konuda aynı ilgiyi paylaşması mümkün değildir; belirli bir ilgiyi paylaştığınız arkadaşınızla vakit geçirmek, partnerinizin o ilgiyi taşımak zorunda kalmamasını sağlar.

Ayrı çevrelerin bir başka faydası, ilişkiye dışarıdan bakabilme imkânı sunmasıdır. Sürekli aynı ortamda, aynı kişilerle bulunmak, gündelik gerginliklerin büyümesine zemin hazırlayabilir. Kısa süreli ayrışmalar, dönüşte anlatılacak yeni bir şey de yaratır.

Ortak Çevrenin Getirdikleri

Ortak arkadaşlıklar ise ilişkiye ayrı bir zemin kazandırır. İkisinin de tanıdığı insanlarla geçirilen zaman, ortak hafıza üretir; birlikte hatırlanacak akşamlar, şakalar ve anılar bu zeminde birikir. Ayrıca plan yapmayı kolaylaştırır: iki ayrı davet arasında seçim yapmak yerine tek bir buluşmaya gitmek, zaman ve enerji açısından pratiktir.

Ortak çevre aynı zamanda ilişkiyi dışarıdan görünür kılar. Bu görünürlük çoğu insan için güven verici olsa da, herkes için aynı hızda gelişmez. Bir taraf ilişkiyi hızlıca kendi arkadaşlarına dahil etmek isterken diğeri daha yavaş ilerlemek isteyebilir. Bu farkın kendisi bir sorun değildir; sorun, farkın konuşulmadan bir isteksizlik işareti olarak okunmasıdır.

Sürtüşme Genellikle Nerede Çıkar?

En sık karşılaşılan gerginlik, ayrı planların haber verilme biçiminden doğar. Planın kendisi değil, son anda öğrenilmesi rahatsız eder. İkinci sık nedense oranlardır: bir tarafın sosyal hayatı büyük ölçüde ortak çevreye kayarken diğerinin kendi çevresini koruması, zamanla eşitsizlik hissi yaratabilir.

Üçüncü bir kaynak, arkadaş ortamındaki tavırdır. Aynı kişi, kendi arkadaşları arasında farklı, partnerinin arkadaşları arasında daha sessiz olabilir. Bu doğaldır; ama karşı taraf bunu ilgisizlik olarak yorumlarsa yanlış anlaşılma büyür. Dördüncü olarak, ilişki içindeki meselelerin arkadaşlara ne kadar anlatılacağı konusunda beklentiler farklı olabilir. Biri rahatlamak için anlatırken diğeri bunu mahremiyet ihlali sayabilir.

Konuşulması İşe Yarayan Başlıklar

  • Haftada ya da ayda kaç kez ayrı, kaç kez ortak sosyalleşme rahat hissettiriyor?
  • Planlar ne kadar önceden paylaşılırsa iki taraf da rahat eder?
  • Hangi konular ikimizin arasında kalır, hangileri arkadaşlarla konuşulabilir?
  • Bir davete tek başına gitmek hangi durumlarda doğal karşılanır?
  • Rahatsız hissedilen bir ortamdan erken ayrılmak için nasıl bir işaret kullanılabilir?

Bu başlıkların hepsini tek bir konuşmada bitirmek gerekmez. Kural koymaya çalışmak yerine tercihleri paylaşmak daha kalıcı sonuç verir; çünkü tercihler zamanla değişir ve esnek bir zemin bu değişimi taşıyabilir.

Yeni Bir Çevreye Girerken

Partnerinin arkadaş grubuna ilk kez katılan kişi için ortam yoğun gelebilir. Grubun kendi geçmişi, iç şakaları ve konuşma ritmi vardır. Bu durumda iki tarafa da düşen görevler farklıdır. Gruba giren kişi için işe yarayan yaklaşım, kendini hemen kanıtlamaya çalışmak yerine dinlemek ve birkaç kişiyle daha derin bir sohbet kurmaktır. Kalabalıkta herkesle bağ kurmaya çalışmak yorucu ve verimsizdir.

Grubu tanıyan taraf içinse en faydalı davranış, bağlam vermektir. Kimin kim olduğunu, hangi hikâyenin nereden geldiğini kısa cümlelerle aktarmak yabancılık hissini belirgin şekilde azaltır. Sohbetin tamamen geçmişe kayması hâlinde konuyu bugüne çekmek de küçük ama etkili bir jesttir.

Uzaklaşan Arkadaşlıklar Meselesi

İlişki kurulduktan sonra bazı arkadaşlıkların seyrekleşmesi yaygın bir durumdur ve her zaman ilişkinin suçu değildir. Zaman sınırlıdır; yeni bir yakınlık kurulduğunda başka bağlar doğal olarak arka plana geçebilir. Yine de tamamen sessizleşen bir arkadaşlık, ileride hissedilecek bir boşluk yaratır. Bunu önlemenin pratik yolu, sıklığı değil düzeni korumaktır: ayda bir kısa bir görüşme, haftada bir mesaj ya da yılda birkaç kez tekrarlanan bir buluşma, bağın kopmasını engellemeye yeter.

Bir arkadaşlığın uzaklaşmasında partnerin rolü olduğu düşünülüyorsa bunu doğrudan konuşmak gerekir. Suçlama diliyle değil, gözlem diliyle kurulan bir cümle çoğu zaman daha iyi karşılanır: neyin değiştiği ve bunun nasıl hissettirdiği anlatılır, ardından ne istendiği söylenir.

Sınırların Karşılıklı Olması

Sosyal çevre dengesinde en önemli ilke karşılıklılıktır. Bir taraf için doğal sayılan bir davranış, diğeri için de doğal sayılmalıdır. Tek taraflı işleyen bir düzen kısa vadede sessizce kabul edilse bile uzun vadede biriken bir kırgınlığa dönüşür. Aynı şekilde, kimin kiminle görüşeceğine karar verme çabası ilişkiyi güçlendirmez; tam tersine, güvenin yerini kontrolün almasına yol açar.

Dengeyi Zamanla Kurmak

Ortak ve ayrı çevrelerin oranı ilişkinin dönemine göre değişir. Yeni tanışılan bir dönemde ortak zaman ağır basabilir; yıllar içinde ayrı alanlar yeniden genişleyebilir. Sabit bir formül aramak yerine belirli aralıklarla durumu gözden geçirmek daha gerçekçidir. Son birkaç ayda kimlerle görüşüldüğüne, hangi buluşmaların iyi hissettirdiğine ve hangilerinin zorlama geldiğine bakmak yeterli bilgiyi verir. İyi kurulmuş bir denge, iki kişinin de kendini kaybetmeden birlikte olabildiği bir alan yaratır; bu da ilişkinin en dayanıklı yanlarından biridir.